XOLAIR 150 mg/mL Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör (1 Adet)

👁️ 5.583 kez görüntülendi

Xolair, omalizumab etken maddesi içeren ve subkutan enjeksiyon yolu ile uygulanan bir biyolojik tedavidir. İnhale steroid ve uzun etkili beta-agonist tedavisine rağmen yeterli kontrol sağlanamayan kronik alerjik astım, nazal polipli kronik rinosinüzit veya kronik idiyopatik ürtiker gibi durumlarda endikedir. Uygulama sıklığı vücut ağırlığı ve IgE düzeyine göre değişir; genellikle 4 haftada bir yapılır.

XOLAIR 150 mg/mL Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör (1 Adet) prospektüsü nasıl okunmalı?

Bu sayfa, XOLAIR 150 mg/mL Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör (1 Adet) için ulaşılabilen prospektüs bilgisini daha okunabilir bir sırayla sunmak için hazırlanmıştır. Prospektüs metninde özellikle etken madde, kullanım amacı, kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler, olası yan etkiler, saklama koşulları ve sağlık profesyoneline danışılması gereken durumlar birlikte değerlendirilmelidir.

Hızlı kontrol noktaları

  • Etken madde: Omalizumab
  • ATC kodu: R03DX05
  • Ruhsat sahibi/firma: Novartis Sağlık, Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
  • Belge türü: Kullanma Talimatı (KT) ve Kısa Ürün Bilgisi (KÜB)

Kaynak ve güvenlik notu

İçerikler resmi prospektüs kayıtları, üretici yayımları ve doğrulanabilir ürün bilgilerinden derlenir. Prospektüsler zaman içinde güncellenebileceği için bu sayfa tıbbi tavsiye yerine geçmez; ilaç kullanımı, doz değişikliği veya bırakma kararı için doktorunuza ya da eczacınıza danışın.

Eksik veya güncelliğini yitirmiş bir bilgi fark ederseniz iletişim sayfasından ilaç adı, barkod veya varsa belge bağlantısıyla bildirebilirsiniz.

Kısa Ürün Bilgisi (KUB)

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

XOLAİR® 150 mg/ml Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör

Steril

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Omalizumab 150 mg (1 mL’de 150 mg).

Omalizumab, Çin hamster yumurtalık (ÇHY) memeli hücre dizisinde rekombinant DNA teknolojisi ile üretilen bir hümanize monoklonal antikordur.

Yardımcı maddeler:

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Enjeksiyonluk çözelti.

Bir kullanıma hazır enjektör içerisinde; berrak ile hafif opak arası görünüşe sahip, soluk kahverengimsi-sarı renkte çözelti.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

Alerjik astım

XOLAİR erişkinlerde, ergenlerde ve çocuklarda (6 - <12 yaş arası) endikedir.

XOLAİR tedavisi sadece kanıtlanmış IgE (immünoglobülin E) aracılı astımı olan hastalarda düşünülmelidir (bkz. Bölüm 4.2).

Erişkinler ve ergenler (12 yaş ve üzeri):

XOLAİR, perennial aeroalerjenlere duyarlılığı pozitif deri testi veya in vitro testler ile gösterilmiş ve akciğer fonksiyonları kısıtlı (FEV1 < %80), serum IgE düzeyi 30–1500 IU olan; günlük yüksek doz inhale kortikosteroid ve uzun etkili beta-2 agonist kullanmasına rağmen sık gündüz semptomları veya gece uyanmaları yaşayan ve birden fazla belgelenmiş ağır astım alevlenmesi bulunan ağır persistan alerjik astımı olan hastalarda astım kontrolünü iyileştirmek için ek tedavi olarak endikedir.

XOLAİR’in, astımın bu hastalardaki alevlenme dönemlerinin insidansını azalttığı gösterilmiştir.

Diğer alerjik durumlardaki etkililiği ve güvenliliği saptanmış değildir.

Çocuklar (6 - <12 yaş arası):

XOLAİR, bir perennial aeroalerjene karşı pozitif deri testi veya in vitro reaktivitesi olan, günlük yüksek doz inhale kortikosteroid artı uzun etkili inhale beta-2 agonistleri ile tedavisine rağmen sık gündüz semptomları veya gece uyanmaları yaşayan ve birden fazla belgelenmiş ağır astım alevlenmesi bulunan ağır persistan alerjik astımı olan hastalarda astım kontrolünü iyileştirmek için ek tedavi olarak endikedir.

Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

XOLAİR, intranazal kortikosteroidler ile tedavinin yeterli hastalık kontrolü sağlamadığı şiddetli NP’li KRS’li erişkinlerin (18 yaş ve üzeri) tedavisi için intranazal kortikosteroidlere ek bir tedavi olarak endikedir.

Kronik İdiyopatik Ürtiker (KİÜ)

XOLAİR (omalizumab), H1 antihistaminik tedaviye yetersiz yanıt veren erişkin ve ergen (12 yaş ve üzeri) hastalarda kronik spontan (idiyopatik) ürtiker tedavisi için ek tedavi olarak endikedir.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Yalnızca subkutan uygulama içindir.

İntravenöz veya intramüsküler yolla uygulanmaz.

XOLAİR tedavisi; ağır persistan astım, nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS) ve kronik spontan ürtiker tanı ve tedavisinde deneyimli hekimler tarafından başlatılmalıdır.

Pozoloji / uygulama sıklığı ve süresi

Alerjik astım ve nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

Alerjik astım ve nazal polipli kronik rinosinüzit için doz belirlenmesinde aynı doz ilkeleri izlenir. Bu endikasyonlar için uygun XOLAİR dozu ve uygulama sıklığı, tedavinin başlangıcından önce ölçülen başlangıç IgE (IU/mL) düzeyi ve vücut ağırlığı (kg) esas alınarak belirlenir.

Bu ölçüm sonuçlarına göre, her uygulamada 1–4 enjeksiyon ile 75–600 mg XOLAİR verilmesi gerekebilir.

IgE düzeyi 76 IU/mL’den daha düşük olan alerjik astımlı hastaların tedaviden fayda sağlama olasılığı daha düşük bulunmuştur (bkz. Bölüm 5.1).

Reçeteyi yazan hekim, tedaviye başlamadan önce:

  • IgE düzeyi 76 IU/mL’den düşük olan erişkin ve ergen hastaların (12 yaş ve üzeri),

  • IgE düzeyi 200 IU/mL’den düşük olan çocuk hastaların (6 - <12 yaş arası),

bir perennial aeroalerjene karşı kesin in vitro reaktivite (RAST) gösterdiğinden emin olmalıdır.

Uygulanacak dozun, uygulama sıklığının, her uygulamada kullanılacak kullanıma hazır enjektör ve enjeksiyon sayısının ve toplam enjeksiyon hacminin belirlenmesi için aşağıdaki tablolara bakınız.

  • Dönüşüm çizelgesi: Tablo 1

  • Doz belirleme çizelgeleri: Tablo 2 ve Tablo 3

Tedavi başlangıcındaki IgE düzeyleri veya vücut ağırlıkları, doz tablolarında belirtilen sınırların dışında kalan hastalara XOLAİR verilmemelidir.

Önerilen maksimum doz, iki haftada bir 600 mg omalizumabtır.

Tablo 1. Belirlenen dozun, her uygulamada kullanılacak kullanıma hazır enjektör sayısına, enjeksiyon sayısına ve toplam enjeksiyon hacmine dönüştürülmesi

Doz (mg)

Enjektör sayısı

Enjeksiyon sayısı

Toplam enjeksiyon hacmi (mL)

75

0

1

0.5

150

1

1

1.0

225

1

2

1.5

300

2

2

2.0

375

2

3

2.5

450

3

3

3.0

525

3

4

3.5

600

4

4

4.0

Tablo 2: HER 4 HAFTADA BİR UYGULAMA 
Her 4 haftada bir subkutan enjeksiyonla verilecek olan XOLAİR dozları (doz başına miligram)

(Başlangıç IgE düzeyi ve vücut ağırlığına göre)

Başlangıçtaki IgE (IU/mL)

≥20–25*

>25–30*

>30–40

>40–50

>50–60

>60–70

>70–80

>80–90

>90–125

>125–150

≥30–100

75

75

75

150

150

150

150

150

300

300

>100–200

150

150

150

300

300

300

300

300

450

600

>200–300

150

150

225

300

300

450

450

450

600

>300–400

225

225

300

450

450

450

600

600

>400–500

225

300

450

450

600

600

>500–600

300

300

450

600

600

>600–700

300

450

600

>700–800

>800–900

>900–1000

>1000–1100

*30 kg'ın altındaki vücut ağırlıkları, nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS) için önemli çalışmalarda incelenmemiştir.

Notlar:

  • Tablo 2 haftada bir uygulama içindir.

  • Gri alanla gösterilen bölgelerde doz önerilmez → Bkz. Tablo 3

  • (*) ile işaretli kilo aralıklarında klinik değerlendirme özellikle önemlidir.

  • Tablo sınırları dışında kalan IgE / kilo kombinasyonlarında XOLAİR uygulanmamalıdır.

Tablo 3: HER 2 HAFTADA BİR UYGULAMA.

Her 2 haftada bir subkutan enjeksiyonla verilecek XOLAİR dozları (doz başına miligram)

(Başlangıç IgE düzeyi ve vücut ağırlığına göre)

Başlangıçtaki IgE (IU/mL)

≥20–25*

>25–30*

>30–40

>40–50

>50–60

>60–70

>70–80

>80–90

>90–125

>125–150

≥30–100

4 haftada bir uygulama için BKZ. Tablo 2

>100–200

4 haftada bir uygulama için BKZ. Tablo 2

>200–300

375

>300–400

450

525

>400–500

375

375

525

600

>500–600

375

450

450

600

>600–700

225

375

450

450

525

>700–800

225

225

300

375

450

450

525

600

>800–900

225

225

300

375

450

525

600

>900–1000

225

300

375

450

525

600

>1000–1100

225

300

375

450

600

>1100–1200

300

300

450

525

600

>1200–1300

300

375

450

525

>1300–1500

300

375

525

600

*30 kg'ın altındaki vücut ağırlıkları, nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS) için önemli çalışmalarda incelenmemiştir.

Notlar:

  • Bu tablo 4 haftada bir uygulama için geçerlidir.

  • Gri alanlar: Uygulamayınız – doz önerisi için veri mevcut değildir.

  • Tablo sınırları dışında kalan IgE / kilo kombinasyonlarında XOLAİR uygulanmamalıdır.

  • (*) ile işaretli kilo aralıklarında klinik değerlendirme özellikle önemlidir.

Tedavi süresi, hastaların izlenmesi ve doz ayarlanması

Alerjik astım

XOLAİR, uzun süreli tedavide kullanılmak amacıyla geliştirilmiştir. Klinik çalışmalar, XOLAİR tedavisinin etkinlik göstermesi için en az 12–16 haftalık bir süre gerektiğini göstermiştir.

XOLAİR tedavisine başlandıktan 16 hafta sonra, hastalar sonraki enjeksiyonlar uygulanmadan önce tedavi etkinliği açısından doktorları tarafından değerlendirilmelidir.

16 haftalık zaman noktasından sonra XOLAİR’e devam edilip edilmeyeceğine karar verilirken, genel astım kontrolünde belirgin bir iyileşme olup olmadığı esas alınmalıdır.

Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

NP’li KRS için yapılan klinik çalışmalarda, 4 haftalık tedavi süresinde nazal polip skoru (NPS) ve nazal konjesyon skoru (NKS) değişiklikleri gözlenmiştir.

Tedavinin sürdürülmesine duyulan ihtiyaç, hastanın hastalık ciddiyeti ve semptom kontrol düzeyi dikkate alınarak periyodik olarak yeniden değerlendirilmelidir.

Alerjik astım ve NP’li KRS – genel değerlendirme

Tedavinin kesilmesi, genellikle serbest IgE düzeylerinin yükselmesi ve bununla ilişkili semptomların yeniden ortaya çıkmasıyla sonuçlanır.

Total IgE düzeyleri tedavi sırasında yükseldiğinden ve tedavi kesildikten sonra da 1 yıla kadar yüksek seviyelerde kalabildiğinden, tedavi sırasında IgE düzeylerinin tekrar ölçülmesi doz belirlemede yol gösterici değildir.

  • Tedaviye 1 yıldan daha kısa süreli ara verilmesi durumunda, yeniden başlanırken ilk tedavi başlangıcında kullanılan serum IgE düzeyi esas alınmalıdır.

  • Tedaviye 1 yıl veya daha uzun süreli ara verilmişse, doz belirlenebilmesi için serum total IgE düzeyi yeniden ölçülmelidir.

Vücut ağırlığında klinik olarak anlamlı değişiklikler meydana gelmesi halinde, doz buna göre yeniden ayarlanmalıdır (bkz. Tablo 2 ve Tablo 3).

Kronik İdiyopatik Ürtiker (KİÜ)

Önerilen doz, 4 haftada bir subkutan enjeksiyon yoluyla 300 mg’dır.

Tedavinin devamına gereksinim olup olmadığı, reçete eden hekim tarafından periyodik olarak değerlendirilmelidir.

Bu endikasyonda 6 ayın ötesindeki uzun süreli tedaviye ilişkin klinik çalışma deneyimi sınırlıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek / karaciğer yetmezliği

Bozulmuş böbrek veya karaciğer fonksiyonunun omalizumab farmakokinetiği üzerindeki etkilerine ilişkin çalışma bulunmamaktadır. Klinik dozlarda omalizumab klirensinden esas olarak retiküloendotelyal sistem (RES) sorumlu olduğundan, bu klirensin böbrek veya karaciğer bozukluğu ile anlamlı şekilde değişmesi beklenmez.

Herhangi bir spesifik doz ayarlaması önerilmemekle birlikte, bu hastalarda XOLAİR dikkatli kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.4).

Pediyatrik popülasyon

  • Alerjik astım:

    6 yaşın altındaki hastalarda XOLAİR’in güvenliliği ve etkililiği saptanmamıştır. Veri bulunmadığından bu yaş grubunda kullanımı önerilmez.

  • Nazal polipli KRS:

    18 yaş altındaki hastalarda güvenlilik ve etkililik gösterilmemiştir.

  • KİÜ:

    12 yaş altındaki çocuklarda XOLAİR’in kullanımı araştırılmamıştır.

Geriyatrik popülasyon

65 yaş ve üzerindeki hastalara ilişkin veriler sınırlıdır. Bununla birlikte, yaşlı hastalarda dozun genç hastalardan farklı olması gerektiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

Uygulama şekli

XOLAİR yalnızca subkutan yolla uygulanır.

İntravenöz veya intramüsküler yoldan uygulanmaz.

150 mg’dan yüksek dozlar (bkz. Tablo 1), iki veya daha fazla enjeksiyon bölgesine bölünerek uygulanmalıdır.

Hekim tarafından uygun görüldüğü takdirde ve bilinen anafilaksi öyküsü bulunmayan hastalarda, 4. dozdan itibaren XOLAİR:

  • hastanın kendisi tarafından veya

  • hastadan sorumlu kişi tarafından

uygulanabilir (bkz. Bölüm 4.4).

Hasta veya hastadan sorumlu kişi;

  • doğru enjeksiyon tekniği,

  • ciddi alerjik reaksiyonların erken belirti ve semptomlarının tanınması

konularında eğitilmiş olmalıdır.

Hastalara veya hastadan sorumlu kişilere, kullanma talimatında yer alan adımlara uygun şekilde, XOLAİR’in tam dozunun doğru uygulama tekniğiyle enjekte edilmesi gerektiği anlatılmalıdır.

4.3. Kontrendikasyonlar

Etkin maddeye veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir (bkz. Bölüm 6.1).

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Genel

XOLAİR;

  • akut astım alevlenmelerinin,

  • akut bronkospazmın,

  • status astmatikusun

tedavisinde kullanılmaz.

XOLAİR;

  • hiperimmünoglobülin E sendromu,

  • alerjik bronkopulmoner aspergillozis,

  • atopik dermatit,

  • alerjik rinit,

  • besin alerjisi ile tetiklenen anafilaktik reaksiyonların önlenmesi

amacıyla araştırılmamıştır ve bu endikasyonlarda kullanılmaz.

XOLAİR; otoimmün hastalığı olan, immün kompleks aracılı hastalıkları bulunan veya böbrek / karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda incelenmemiştir. Bu popülasyonlarda dikkatli kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.2).

Alerjik astım veya NP’li KRS’de XOLAİR tedavisine başlandıktan sonra sistemik veya inhale kortikosteroidler aniden kesilmemelidir. Kortikosteroidler yalnızca hekim gözetiminde ve kademeli olarak azaltılmalıdır.

İmmün sistem bozuklukları

Tip I alerjik reaksiyonlar

Omalizumab kullanımı sırasında, uzun süreli tedaviden sonra dahi, anafilaksi ve anafilaktik şok dahil olmak üzere lokal veya sistemik tip I alerjik reaksiyonlar görülebilir.

Bu reaksiyonların çoğu, enjeksiyondan sonraki ilk 2 saat içinde ortaya çıkmakla birlikte, 24 saate kadar gecikmiş başlangıçlar da bildirilmiştir. Anafilaktik reaksiyonların büyük kısmı ilk 3 dozda görülmüştür.

Bu nedenle:

  • ilk 3 doz mutlaka bir sağlık uzmanı tarafından veya gözetiminde uygulanmalıdır.

  • bilinen anafilaksi öyküsü olan hastalarda uygulama sağlık kuruluşunda yapılmalıdır.

Anafilaksi gelişmesi halinde XOLAİR derhal kesilmeli ve uygun tedavi başlatılmalıdır. Hastalar, bu reaksiyonların olası olduğu ve acil tıbbi yardım gerektirdiği konusunda bilgilendirilmelidir.

Az sayıda hastada anti-omalizumab antikorları saptanmıştır; klinik önemi tam olarak bilinmemektedir (bkz. Bölüm 4.8).

Serum hastalığı

Omalizumab dahil hümanize monoklonal antikorlar ile tedavi edilen hastalarda serum hastalığı veya serum hastalığı benzeri reaksiyonlar görülebilir. Reaksiyonlar genellikle enjeksiyondan 1–5 gün sonra ortaya çıkar ve uzun süreli tedavi sonrası da gelişebilir.

Belirtiler:

  • eklem ağrısı / artrit,

  • döküntü,

  • ateş,

  • lenfadenopati.

Antihistaminikler ve kortikosteroidler tedavide yararlı olabilir. Hastalar belirtileri derhal bildirmeleri konusunda uyarılmalıdır.

Churg–Strauss sendromu ve hipereozinofilik sendrom

Nadir vakalarda, omalizumab dahil astım tedavisinde kullanılan ilaçlarla ilişkili olarak sistemik eozinofili veya vaskülit gelişebilir. Bu durum sıklıkla oral kortikosteroidlerin azaltılması ile ilişkilidir.

Hekimler aşağıdaki bulgular açısından dikkatli olmalıdır:

  • belirgin eozinofili,

  • vaskülitik döküntü,

  • pulmoner semptomlarda kötüleşme,

  • kardiyak komplikasyonlar,

  • nöropati.

Şiddetli olgularda omalizumabın kesilmesi düşünülmelidir.

Parazit (helmint) enfeksiyonları

IgE, helmint enfeksiyonlarına karşı immün yanıtta rol oynar. Helmint enfeksiyonları açısından yüksek riskli hastalarda omalizumab ile hafif enfeksiyon artışı bildirilmiştir. Klinik seyir genellikle değişmemiştir.

Endemik bölgelere seyahat eden veya yüksek riskli hastalarda önlem alınmalı, anti-helmintik tedaviye yanıt alınmazsa XOLAİR kesilmesi düşünülmelidir.

Latekse duyarlılık

Kullanıma hazır enjektörün çıkarılabilir iğne kapağı doğal kauçuk lateks türevi içerebilir. Latekse duyarlı kişilerde aşırı duyarlılık riski tamamen dışlanamaz.

İzlenebilirlik

Biyoteknolojik ürünlerin izlenebilirliği amacıyla, uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası hasta dosyasına mutlaka kaydedilmelidir.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

IgE, bazı helmint enfeksiyonlarında immünolojik yanıtta yer alabileceğinden, XOLAİR helmintik veya diğer parazitik enfeksiyonların tedavisinde kullanılan tıbbi ürünlerin etkililiğini dolaylı yoldan azaltabilir (bkz. Bölüm 4.4).

Sitokrom P450 enzimleri, efluks pompaları ve proteinlere bağlanma mekanizmaları omalizumabın klirensinde rol oynamadığından, bu rekombinant DNA türevinin kullanımı sırasında ilaç–ilaç etkileşimi görülme olasılığı çok düşüktür.

XOLAİR’in diğer ilaçlarla ve aşılarla etkileşimi özel olarak araştırılmamıştır. Astım, nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS) ya da kronik idiyopatik ürtiker (KİÜ) tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçların omalizumabla etkileşime girmesini bekletecek farmakolojik bir gerekçe bulunmamaktadır.

Alerjik astım

Klinik çalışmalarda XOLAİR genellikle aşağıdaki ilaçlarla birlikte kullanılmıştır:

  • inhale ve oral kortikosteroidler,

  • kısa ve uzun etkili inhale beta-2 agonistler,

  • lökotrien modifiye ediciler,

  • teofilinler,

  • oral antihistaminikler.

Bu ilaçlarla birlikte kullanımda XOLAİR’in güvenlilik profilinde değişiklik olduğuna dair herhangi bir bulgu saptanmamıştır.

XOLAİR’in spesifik immünoterapi (hiposensitizasyon) ile birlikte kullanımına ilişkin veriler sınırlıdır. Bu kombinasyonun değerlendirildiği bir klinik çalışmada, XOLAİR’in spesifik immünoterapi ile birlikte kullanımının güvenlilik ve etkililiğinin, tek başına XOLAİR kullanımından farklı olmadığı gösterilmiştir.

Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

Klinik çalışmalarda XOLAİR, protokole uygun olarak intranazal mometazon furoat sprey ile birlikte kullanılmıştır. Eşzamanlı kullanılan diğer yaygın tıbbi ürünler arasında:

  • diğer intranazal kortikosteroidler,

  • bronkodilatörler,

  • antihistaminikler,

  • lökotrien reseptör antagonistleri,

  • adrenerjikler/simpatomimetikler,

  • lokal nazal anestezikler

yer almaktadır.

Bu ilaçların birlikte kullanımıyla XOLAİR’in güvenlilik profilinde değişiklik olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

Kronik İdiyopatik Ürtiker (KİÜ)

KİÜ klinik çalışmalarında XOLAİR;

  • antihistaminikler (anti-H1, anti-H2),

  • lökotrien reseptör antagonistleri (LTRA’lar)

ile birlikte kullanılmıştır.

Faz III çalışmalar:

  • Q4881g ve Q4882g: Tüm hastalar XOLAİR veya plaseboya ek olarak H1 antihistaminik almıştır.

  • Q4883g: Tüm hastalar XOLAİR veya plaseboya ek olarak bir veya daha fazla H1 antihistaminik ve/veya H2 antihistaminik ve/veya LTRA almıştır.

Alerjik astımda bilinen güvenlilik profili ile karşılaştırıldığında, bu ilaçlarla birlikte uygulanan omalizumabın güvenliliğinde bir değişiklik olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır.

Popülasyon farmakokinetiği analizleri, H2 antihistaminiklerin ve LTRA’ların omalizumab farmakokinetiği üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir (bkz. Bölüm 5.2).

XOLAİR’in immünosüpresif tedavilerle kombinasyonu araştırılmamıştır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Pediyatrik popülasyon:

KİÜ klinik çalışmalarında, XOLAİR antihistaminikler (anti-H1, anti-H2) ve LTRA’lar ile birlikte kullanılan 12–17 yaş arası bazı hastalar yer almıştır.

12 yaşın altındaki çocuklarda herhangi bir çalışma yapılmamıştır.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: B

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Çocuk doğurma potansiyeline sahip kadınlar uygun bir doğum kontrol yöntemi uygulamalıdır. Hamile kalmayı planlayan hastalar hekimlerine danışmalıdır.

XOLAİR’in doğum kontrol yöntemleriyle bilinen bir etkileşimi yoktur.

Gebelik dönemi

Omalizumab için gebelikte maruz kalmaya ilişkin klinik veri bulunmamaktadır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda gebelik, embriyonal/fetal gelişim, doğum veya doğum sonrası gelişim üzerinde doğrudan ya da dolaylı zararlı etki gözlenmemiştir.

Gebelik kayıt sistemi ve pazarlama sonrası veriler, 300–1.000 gebelik sonucuna dayalı orta düzeyde veri sunmakta olup, malformasyon ya da fetüs/neonatal toksisite riskinde artışa işaret etmemektedir.

EXPECT prospektif gebelik kayıt çalışmasında, XOLAİR’e maruz kalan 250 astımlı gebe kadında majör konjenital anomalilerin prevalansı, hastalık eşleşmeli kontrol grubuyla benzer bulunmuştur (%8,1’e karşı %8,9). Çalışmanın metodolojik sınırlamaları (küçük örneklem, randomize olmaması) göz önünde bulundurulmalıdır.

Omalizumab plasenta bariyerini geçer. İnsan dışı primatlarda trombosit sayısında yaşa bağlı düşüşler bildirilmiştir (bkz. Bölüm 5.3).

XOLAİR gebelik sırasında yalnızca mutlak gerekli ise kullanılmalıdır.

Laktasyon dönemi

İmmünoglobulin G (IgG) anne sütünde bulunur ve omalizumabın da süte geçmesi beklenir. İnsan dışı primat verileri omalizumabın süte geçtiğini göstermiştir (bkz. Bölüm 5.3).

EXPECT çalışmasında, gebelikte ve emzirme sırasında XOLAİR’e maruz kalan 154 bebekte olumsuz etki saptanmamıştır. Ancak metodolojik sınırlamalar mevcuttur.

Oral alımda IgG proteinleri gastrointestinal sistemde parçalandığından biyoyararlanımı düşüktür. Bu nedenle emzirilen bebeklerde klinik olarak anlamlı bir etki beklenmez. Klinik gereklilik halinde emzirme sırasında XOLAİR kullanımı düşünülebilir.

Üreme yeteneği / Fertilite

İnsanlarda fertiliteye ilişkin veri bulunmamaktadır. İnsan dışı primatlarda yapılan çalışmalarda, 75 mg/kg’a kadar dozlarda erkek veya dişi fertilitesinde bozulma gözlenmemiştir. Genotoksisite çalışmalarında genotoksik etki saptanmamıştır.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

XOLAİR’in araç ve makine kullanma becerisi üzerinde etkisi yoktur veya ihmal edilebilir düzeydedir.

4.8. İstenmeyen etkiler (devamı)

Alerjik astım ve nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

Advers reaksiyonların tablolaştırılmış listesi

Advers reaksiyonlar, MedDRA sistem organ sınıfına ve sıklık derecelerine göre aşağıda listelenmiştir.

Sıklık tanımları:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 – <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 – <1/100);

seyrek (≥1/10.000 – <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000); bilinmiyor (eldeki verilerden tahmin edilemiyor).

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

  • Yaygın olmayan: Farenjit

  • Seyrek: Parazit infeksiyonları

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

  • Bilinmiyor: Şiddetli vakalar dahil, idiopatik trombositopeni

Bağışıklık sistemi hastalıkları

  • Seyrek: Anafilaktik reaksiyon ve diğer ciddi alerjik durumlar, anti-omalizumab antikor gelişimi

  • Bilinmiyor: Serum hastalığı (ateş ve lenfadenopatiyi kapsayabilir)

Sinir sistemi hastalıkları

  • Yaygın: Baş ağrısı*

  • Yaygın olmayan: Baş dönmesi#, uyku hali, parestezi, senkop

Vasküler hastalıklar

  • Yaygın olmayan: Postüral hipotansiyon, deride kızarıklık

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

  • Yaygın olmayan: Öksürük, alerjik bronkospazm

  • Seyrek: Larenks ödemi

  • Bilinmiyor: Alerjik granülomatöz vaskülit (örn. Churg-Strauss sendromu)

Gastrointestinal hastalıklar

  • Yaygın: Üst karın ağrısı**,#

  • Yaygın olmayan: Bulantı, ishal, dispepsi belirti ve bulguları

Deri ve deri altı doku hastalıkları

  • Yaygın olmayan: Ürtiker, deri döküntüsü, kaşıntı, fotosensitivite

  • Seyrek: Anjiyoödem

  • Bilinmiyor: Alopesi

Kas-iskelet sistemi, bağ doku ve kemik hastalıkları

  • Yaygın: Artralji†

  • Seyrek: Sistemik lupus eritematozus (SLE)

  • Bilinmiyor: Miyalji, eklemlerde şişlik

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

  • Çok yaygın: Pireksi**

  • Yaygın: Enjeksiyon yerinde ağrı, eritem, kaşıntı ve şişlik gibi reaksiyonlar

  • Yaygın olmayan: Kilo artışı, halsizlik, kollarda şişme, gribe benzer hastalık

Dipnotlar:

* 6 – <12 yaş arası çocuklarda çok yaygın

** 6 – <12 yaş arası çocuklarda

# POLYP 1 ve 2 çalışmalarında yaygın

† Alerjik astım çalışmalarında bilinmiyor

Kronik İdiyopatik Ürtiker (KİÜ)

Güvenlilik profilinin özeti

Omalizumabın güvenlilik ve tolerabilitesi, 975 KİÜ hastasında dört haftada bir 75 mg, 150 mg ve 300 mg dozlarda araştırılmıştır; bunların 242’sine plasebo uygulanmıştır.

  • 733 hasta 12 haftaya kadar,

  • 490 hasta 24 haftaya kadar omalizumab ile tedavi edilmiştir.

Bunlardan:

  • 12 haftaya kadar 412 hasta,

  • 24 haftaya kadar 333 hasta,

önerilen 300 mg dozda tedavi edilmiştir.

Advers reaksiyonların tablolaştırılmış listesi

KİÜ endikasyonunda, dozaj ve tedavi popülasyonlarındaki farklılıklar (önemli ölçüde değişen risk faktörleri, komorbiditeler, eş zamanlı ilaç kullanımı ve yaş farklılıkları) nedeniyle istenmeyen etkiler ayrı bir tablo (Tablo 4) halinde sunulmaktadır.

Üç birleştirilmiş Faz III çalışmada önerilen 300 mg doz ile bildirilen istenmeyen etkiler:

  • herhangi bir tedavi grubunda hastaların ≥%1’inde görülen ve

  • herhangi bir omalizumab grubunda, plaseboya kıyasla ≥%2 daha yüksek sıklıkta ortaya çıkan

olaylar esas alınarak değerlendirilmiştir.

Bu advers reaksiyonlar MedDRA sistem organ sınıfına göre Tablo 4’te listelenmiş olup, her sınıf içinde sıklığa göre (en sık görülen ilk sırada) sunulmaktadır. Sunulan veriler 12 haftalık ve 24 haftalık tedavi dönemleri için ayrı ayrı tanımlanmıştır.

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Tablo 4 300 mg omalizumabda birleştirilmiş KİÜ güvenlilik veri tabanından (1. gün ila 24. hafta) advers reaksiyonlar

Birleştirilmiş Faz III çalışmalar (Q4881g, Q4882g, Q4883g)

12 hafta

Sistem organ sınıfı

Advers reaksiyon

Plasebo (N=242)

Omalizumab 300 mg (N=412)

Sıklık kategorisi

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Sinüzit

5 (%2,1)

20 (%4,9)

Yaygın

Sinir sistemi hastalıkları

Baş ağrısı

7 (%2,9)

25 (%6,1)

Yaygın

Kas-iskelet sistemi, bağ doku ve kemik hastalıkları

Artralji

1 (%0,4)

12 (%2,9)

Yaygın

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Enjeksiyon yeri reaksiyonları*

2 (%0,8)

11 (%2,7)

Yaygın

  • Enjeksiyon yeri reaksiyonları: ağrı, eritem, şişlik, kaşıntı

24 hafta

Sistem organ sınıfı

Advers reaksiyon

Plasebo (N=163)

Omalizumab 300 mg (N=333)

Sıklık kategorisi

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Üst solunum yolu enfeksiyonları

5 (%3,1)

19 (%5,7)

Yaygın

Notlar (KÜB uyumlu):

  • Tabloya yalnızca ≥%1 sıklıkta görülen ve omalizumab grubunda plaseboya göre ≥%2 daha fazla bildirilen advers reaksiyonlar dahil edilmiştir.

  • Sıklık kategorileri MedDRA tanımlarına göre verilmiştir.

  • Veriler 12 haftalık ve 24 haftalık tedavi dönemleri için ayrı ayrı sunulmuştur.

* Plaseboya göre %2’lik bir fark göstermemesine rağmen, tüm vakalar çalışma tedavisine bağlı olarak nedensel olarak değerlendirildiği için enjeksiyon bölgesi reaksiyonları dahil edilmiştir.

Seçilmiş advers reaksiyonların tanımı

Bağışıklık sistemi hastalıkları:

Detaylı bilgi için bkz. Bölüm 4.4.

Anafilaksi:

Anafilaktik reaksiyonlar klinik çalışmalarda nadirdir. Bununla birlikte, güvenlik veritabanında yapılan kümülatif bir araştırmanın ardından pazarlama sonrası verilerde toplam 898 anafilaksi vakası tespit edilmiştir. Tahmini 566.923 hasta-tedavi yılı maruziyetine dayanarak, bu durum yaklaşık %0,20 raporlama oranına karşılık gelmektedir.

Maligniteler:

Erişkinler ve 12 yaş ve üzerindeki ergenlerde yürütülen ilk klinik çalışmalar sırasında gelişen kanser sayısı bakımından aktif tedavi grubu ile kontrol grubu arasında bir dengesizlik bulunmuştur. Her iki grupta da kanserlere seyrek olarak (<1/100) rastlanmıştır.

5 yıla kadar takip edilmiş, 5.007 XOLAİR ile tedavi edilmiş ve 2.829 XOLAİR ile tedavi edilmemiş hastayı karşılaştıran daha sonra yapılmış bir gözlemsel çalışmada, 1.000 hasta-yılı başına primer malignitelerin insidans oranları sırasıyla 16,01 (295/18.426 hasta-yılı) ve 19,07 (190/9.963 hasta-yılı) olarak bulunmuştur. Bu durum artmış bir malignite riskine işaret etmemektedir (oranların oranı 0,84; %95 güven aralığı 0,62–1,13).

XOLAİR alan 4.254 hasta ve plasebo alan 3.178 hastayı kapsayan randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışmalar üzerinde yapılan ilave bir analizde, XOLAİR tedavisi, XOLAİR ile tedavi edilmiş hastalar için 1.000 hasta-yılı başına 4,14 (14/3.382 hasta-yılı) ve plasebo hastaları için 4,45 (11/2.474 hasta-yılı) olan insidans oranlarına dayanarak artmış bir malignite riskiyle ilişkilendirilmemiştir (oranların oranı 0,93; %95 güven aralığı 0,39–2,27).

XOLAİR klinik çalışma programındaki malignite insidansı (%0,5), genel popülasyonla karşılaştırılabilir düzeydedir.

Arteriyel tromboembolik olaylar (ATE):

Kontrollü klinik çalışmalarda ve gözlemsel bir çalışmanın ara analizleri sırasında ATE’lerde sayısal bir dengesizlik gözlenmiştir. ATE’ler; inme, geçici iskemik atak, miyokard infarktüsü, stabil olmayan anjina ve kardiyovasküler ölümü (nedeni bilinmeyen ölüm dahil) kapsamaktadır.

Gözlemsel çalışmanın son analizinde, 1.000 hasta-yılı başına ATE oranı XOLAİR ile tedavi edilmiş hastalar için 7,52 (115/15.286 hasta-yılı) ve kontrol hastaları için 5,12 (51/9.963 hasta-yılı) olarak bulunmuştur. Mevcut başlangıç kardiyovasküler risk faktörleri için kontrolün yapıldığı çok değişkenli analizde tehlike oranı 1,32’dir (%95 güven aralığı 0,91–1,91).

8 hafta veya daha uzun süreli tüm randomize, çift kör, plasebo kontrollü klinik çalışmaları kapsayan birleştirilmiş (pooled) analizde, 1.000 hasta-yılı başına ATE oranı XOLAİR ile tedavi edilmiş hastalar için 2,69 (5/1.856 hasta-yılı) ve plasebo hastaları için 2,38 (4/1.680 hasta-yılı) olarak bulunmuştur (oranların oranı 1,13; %95 güven aralığı 0,24–5,71).

Trombositler:

Klinik çalışmalarda az sayıda hastada trombosit sayısı normal değerlerin altına inmiştir. Bu hastaların hiçbirinde kanama epizodu gözlenmemiş ve hemoglobin düzeyinde azalma saptanmamıştır. Pazarlama sonrası dönemde izole idiyopatik trombositopeni olguları bildirilmiş olmakla birlikte, insan dışı primatlarda görülen trombosit sayısındaki inatçı azalma profili insanlarda (6 yaş ve üzeri hastalar) saptanmamıştır (bkz. Bölüm 5.3).

Parazit enfeksiyonları:

Helmint enfeksiyonları bakımından kronik yüksek riske sahip alerjik hastalarda yapılan plasebo kontrollü bir çalışma, omalizumab ile enfeksiyon hızında istatistiksel açıdan anlamlı olmayan, sayısal olarak hafif bir artış olduğunu göstermiştir. Enfeksiyonun seyri, şiddeti ve tedaviye yanıt değişmeden kalmıştır (bkz. Bölüm 4.4).

Sistemik Lupus Eritematozus:

Orta ila ağır astımı ve KİÜ’sü olan hastalarda klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası dönemde sistemik lupus eritematozus (SLE) vakaları bildirilmiştir. SLE patogenezi iyi anlaşılmamıştır.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir

(www.titck.gov.tr; e-posta: [email protected]; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Doz aşımı görülen bir olgu bildirilmemiştir. XOLAİR’in tolere edilen en yüksek dozu belirlenmemiştir. Tek intravenöz dozlarda 4.000 mg’a kadar uygulamalar, doz sınırlayıcı toksisite bulguları gelişmeksizin gerçekleştirilmiştir. Hastalara verilmiş en yüksek kümülatif omalizumab dozu, 20 hafta içinde 44.000 mg olup, herhangi bir akut istenmeyen etkiye neden olmamıştır.

Doz aşımından şüphe edilmesi halinde hastalar anormal belirti ve semptomlar açısından izlenmelidir. Gerektiğinde uygun tıbbi tedavi aranmalı ve başlatılmalıdır.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Obstrüktif hava yolu hastalıklarında kullanılan diğer sistemik ilaçlar

ATC kodu: R03DX05

Omalizumab, insan immünoglobülin E (IgE)’ye selektif olarak bağlanan, rekombinant DNA türevi, hümanize monoklonal bir antikordur. IgG1 kappa yapısında olup, ana iskeleti insan kökenlidir; IgE’ye bağlanan komplementer-belirleyici bölgeleri murin ana antikorundan köken almaktadır.

Alerjik astım ve nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

Etki mekanizması

Omalizumab, IgE’ye bağlanarak bu immünoglobülinin yüksek afiniteli IgE reseptörlerine (FcεRI) bağlanmasını engeller ve böylece alerjik olaylar dizisini tetikleyebilecek serbest IgE miktarını azaltır. Atopik bireylerde omalizumab tedavisi, bazofillerin yüzeyindeki FcεRI reseptörlerinin belirgin şekilde azalmasıyla sonuçlanmıştır.

XOLAİR ile tedavi, düşük kan ve doku eozinofil düzeyleri ile; IL-4, IL-5 ve IL-13 dahil olmak üzere inflamatuvar mediyatörlerin azalmasıyla gösterildiği üzere, IgE aracılı inflamasyonu inhibe eder. Bu etki, innate (doğal), adaptif (edinilmiş) ve immün olmayan hücreleri kapsamaktadır.

Farmakodinamik etki

Alerjik astım:

Tedavi öncesi değerlerle karşılaştırıldığında, XOLAİR ile tedavi edilen hastalarda bir alerjenle stimülasyonu takiben bazofillerden in vitro histamin salınımı yaklaşık %90 oranında azalmaktadır.

Astımlı hastalarda yapılan klinik çalışmalarda, serum serbest IgE düzeyleri ilk dozdan sonra doza bağlı olarak azalmış ve doz aralarında düşük düzeylerde kalmıştır. XOLAİR tedavisinin kesilmesinden bir yıl sonra IgE düzeyleri tedavi öncesi değerlere dönmüş, tıbbi ürünün vücuttan temizlenmesini takiben IgE düzeylerinde rebound gözlenmemiştir.

Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS):

NP’li KRS hastalarında yapılan klinik çalışmalarda, XOLAİR tedavisi serum serbest IgE düzeylerinde yaklaşık %95 oranında azalmaya ve serum total IgE düzeylerinde artışa yol açmıştır. Serbest IgE’ye kıyasla daha yavaş eliminasyon hızına sahip omalizumab-IgE komplekslerinin oluşumu nedeniyle serum total IgE düzeyleri artmıştır.

Kronik İdiyopatik Ürtiker (KİÜ)

Etki mekanizması

Omalizumab, IgE’ye bağlanarak serbest IgE düzeylerini düşürür. Bunun sonucunda hücreler üzerindeki IgE reseptörlerinin (FcεRI) sayısı azalır. Bu mekanizmanın KİÜ semptomlarında gözlenen iyileşme ile nasıl sonuçlandığı tam olarak açıklanamamıştır.

Farmakodinamik etki

KİÜ hastaları üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, maksimum serbest IgE baskılanması ilk subkutan dozdan 3 gün sonra gözlenmiştir. Dört haftada bir tekrarlanan doz uygulamasını takiben, doz öncesi serum serbest IgE düzeyleri 12. ile 24. tedavi haftaları arasında stabil kalmıştır.

XOLAİR tedavisinin kesilmesinden sonra, 16 haftalık tedavisiz takip dönemi boyunca serbest IgE düzeyleri tedavi öncesi değerlere doğru artış göstermiştir.

Klinik etkililik ve güvenlilik

Alerjik Astım

Erişkinler ve ergenler (12 yaş ve üzeri)

XOLAİR’in etkililik ve güvenliliği; yüksek doz inhale kortikosteroid ve uzun etkili beta₂-agonist kullanımına rağmen yetersiz astım kontrolü bulunan ve azalmış akciğer fonksiyonuna (FEV₁ %40–80 öngörülen) sahip 12–79 yaş arası 419 ağır alerjik astım hastasını içeren 28 haftalık, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışmada (Çalışma 1) değerlendirilmiştir.

Seçilen hastalar, önceki yıl boyunca yüksek doz inhale kortikosteroid ve uzun etkili beta₂-agonist ile kesintisiz tedaviye rağmen, sistemik kortikosteroid tedavisi gerektiren çok sayıda astım alevlenmesi yaşamış veya ağır astım alevlenmesi nedeniyle hastaneye yatırılmış ya da acil servise başvurmuş hastalardır.

Subkutan XOLAİR veya plasebo, >1.000 mikrogram beklometazon dipropiyonat (veya eşdeğeri) artı uzun etkili bir beta₂-agoniste ek tedavi olarak uygulanmıştır. Oral kortikosteroid, teofilin ve lökotrien modifiye edici idame tedavilerine sırasıyla hastaların %22’sinde, %27’sinde ve %35’inde izin verilmiştir.

Sistemik kortikosteroidlerle tedavi gerektiren astım alevlenmelerinin oranı birincil sonlanım noktası olarak belirlenmiştir. Omalizumab, astım alevlenmelerinin oranını %19 oranında azaltmıştır (p = 0,153).

XOLAİR lehine istatistiksel anlamlılık (p<0,05) gösteren ikincil değerlendirmeler;

  • ağır alevlenmelerde (hastanın akciğer fonksiyonunun kendi en iyi değerinin %60’ının altına düşmesi ve sistemik kortikosteroid gerektirmesi),

  • astımla ilişkili acil servis başvurularında (hastaneye yatış, acil servis ve planlanmamış hekim vizitleri),

  • hekimin genel tedavi etkililiği değerlendirmesinde,

  • Astımla İlişkili Yaşam Kalitesi (AQL),

  • astım semptomları ve

  • akciğer fonksiyonlarında

iyileşmeleri kapsamıştır.

Bir alt grup analizinde, tedavi öncesi total IgE düzeyi ≥76 IU/mL olan hastaların XOLAİR’den klinik olarak anlamlı fayda elde etme olasılığının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışma 1’de bu popülasyonda XOLAİR, astım alevlenmeleri oranını %40 azaltmıştır (p = 0,002).

Ayrıca, ağır astım programında total IgE ≥76 IU/mL olan popülasyonda daha fazla hasta klinik olarak anlamlı yanıt elde etmiştir. Çalışma 1 popülasyonuna ait sonuçlar Tablo 5’te sunulmaktadır.

Tablo 5: Çalışma 1’in bulguları

Tam Çalışma 1 Popülasyonu

Parametre

XOLAİR (N=209)

Plasebo (N=210)

Astım alevlenmeleri

28 haftalık periyot başına oran

0,74

0,92

% azalma, oran için p-değeri

%19,4 (p=0,153)

Ağır astım alevlenmeleri

28 haftalık periyot başına oran

0,24

0,48

% azalma, oran için p-değeri

%50,1 (p=0,002)

Acil servis ziyaretleri

28 haftalık periyot başına oran

0,24

0,43

% azalma, oran için p-değeri

%43,9 (p=0,038)

Hekimin genel değerlendirmesi

Yanıt veren* hasta yüzdesi

%60,5

%42,8

p-değeri**

<0,001

AQL iyileşmesi

≥0,5 iyileşme görülen hasta yüzdesi

%60,8

%47,8

p-değeri

0,008

* Belirgin iyileşme veya tam kontrol

** Genel değerlendirme dağılımı için p-değeri

Klinik etkililik ve güvenlilik

Alerjik astım

Erişkinler ve ergenler (12 yaş ve üzeri)

Çalışma 2:

Çalışma 2’de, Çalışma 1’deki popülasyonla eşleştirilmiş 312 ağır alerjik astım hastasından oluşan bir popülasyonda XOLAİR’in etkililik ve güvenliliği değerlendirilmiştir. Bu açık etiketli çalışmada, XOLAİR ile tedavi, tek başına güncel astım tedavisine kıyasla klinik olarak anlamlı astım alevlenmesi oranında %61 azalmaya yol açmıştır.

Destekleyici çalışmalar (Çalışma 3, 4, 5 ve 6):

Toplam 1.722 erişkin ve ergen hastada 28 ila 52 hafta süreli dört ilave büyük, plasebo kontrollü destekleyici çalışmada (Çalışma 3, 4, 5 ve 6), ağır persistan astımı olan hastalarda XOLAİR’in etkililik ve güvenliliği değerlendirilmiştir. Bu çalışmalardaki hastaların çoğu yetersiz düzeyde kontrol edilmekle birlikte, Çalışma 1 veya 2’deki hastalara kıyasla daha az eşzamanlı astım tedavisi almaktadır.

Çalışma 3, 4 ve 5’te birincil sonlanım noktası astım alevlenmeleri iken, Çalışma 6’da başlıca sonlanım noktası inhale kortikosteroidden kurtulma olarak belirlenmiştir.

  • Çalışma 3, 4 ve 5’te XOLAİR ile tedavi edilen hastalarda astım alevlenmelerinde plaseboya kıyasla sırasıyla %37,5 (p=0,027), %40,3 (p<0,001) ve %57,6 (p<0,001) azalma sağlanmıştır.

  • Çalışma 6’da, plasebo grubuna (%45,8) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla sayıda XOLAİR kullanan ağır alerjik astım hastası (%60,3), astım kontrolünde bozulma olmaksızın flutikazon dozlarını ≤500 mikrogram/gün düzeyine azaltabilmiştir (p<0,05).

Yaşam kalitesi:

Yaşam kalitesi skorları Juniper Astımla İlişkili Yaşam Kalitesi Anketi (AQLQ) kullanılarak ölçülmüştür. Altı çalışmanın tamamında, plasebo veya kontrol grubuna kıyasla XOLAİR ile tedavi edilen hastalarda başlangıca göre yaşam kalitesi skorlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler gözlenmiştir.

Hekimin genel tedavi etkililiği değerlendirmesi:

Hekimin genel değerlendirmesi, tedaviden sorumlu hekim tarafından yürütülen kapsamlı bir astım kontrolü ölçümü olarak yukarıdaki çalışmaların beşinde değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme; pik ekspiratuar akış (PEF), gündüz ve gece semptomları, kurtarma ilacı kullanımı, spirometri ve alevlenmeleri içermektedir.

Beş çalışmanın tamamında, plasebo grubuna kıyasla XOLAİR ile tedavi edilen anlamlı derecede daha yüksek oranda hastada astımda belirgin iyileşme veya tam kontrol sağlandığı sonucuna varılmıştır.

6 – <12 yaş arası çocuklar

XOLAİR’in 6–<12 yaş grubundaki güvenliliği ve etkililiği, primer destek randomize, çift kör, plasebo kontrollü, çok merkezli bir çalışmadan (Çalışma 7) elde edilmiştir.

Çalışma 7, yüksek doz inhale kortikosteroidler (≥500 µg/gün flutikazon eşdeğeri) ve uzun etkili beta-agonist ile tedavi edilen, mevcut endikasyonda tanımlanan belirli bir hasta alt grubunu (n=235) içeren plasebo kontrollü bir çalışmadır.

Klinik açıdan anlamlı astım alevlenmesi; araştırmacı tarafından klinik olarak değerlendirildiği üzere, astım semptomlarında en az 3 gün süreyle başlangıç inhale kortikosteroid dozunun iki katına çıkarılmasını ve/veya en az 3 gün süreyle sistemik (oral veya intravenöz) kortikosteroidlerle tedavi gerektiren kötüleşme olarak tanımlanmıştır.

Yüksek doz inhale kortikosteroid kullanan bu spesifik hasta alt grubunda, omalizumab grubunun plasebo grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük klinik açıdan anlamlı astım alevlenme oranına sahip olduğu gösterilmiştir:

  • 24. haftada, tedavi grupları arasındaki oran farkı, omalizumab lehine %34’lük bir azalmayı temsil etmiştir (oran oranı 0,662; p=0,047).

  • 28 haftalık ikinci çift kör tedavi döneminde, omalizumab grubunda plaseboya kıyasla %63’lük bir azalma gözlenmiştir (oran oranı 0,37; p<0,001).

  • 52 haftalık çift kör tedavi döneminde (24 haftalık sabit doz steroid fazı ve 28 haftalık steroid ayarlama fazı), omalizumab hastalarında alevlenmelerde %50 oranında rölatif azalma saptanmıştır (oran oranı 0,504; p<0,001).

52 haftalık tedavi sonunda, omalizumab grubunda beta-agonist kurtarma ilacı kullanımında plasebo grubuna kıyasla daha yüksek düşüşler gözlenmiş olmakla birlikte, bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.

Yüksek doz inhale kortikosteroidler ve uzun etkili beta-agonistler kullanan ağır hastalardan oluşan bir alt grupta, 52 haftalık çift kör tedavi sonunda tedavi etkinliğinin genel değerlendirmesinde, plasebo grubuna kıyasla omalizumab grubunda “mükemmel” tedavi etkinliğine sahip olarak değerlendirilen hastaların oranı daha yüksek, “orta” veya “kötü” olarak değerlendirilenlerin oranı ise daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Buna karşın, hastaların öznel yaşam kalitesi değerlendirmeleri açısından omalizumab ve plasebo grupları arasında fark gözlenmemiştir.

Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS)

XOLAİR’in güvenliliği ve etkililiği, NP’li KRS hastalarında gerçekleştirilen iki randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışmada değerlendirilmiştir (Tablo 7). Hastalar her 2 veya 4 haftada bir subkutan yoldan XOLAİR veya plasebo almıştır (bkz. Bölüm 4.2).

Tüm hastalar çalışma süresince arka planda intranazal mometazon tedavisi almıştır. Çalışmalara dahil edilmek için daha önce sino-nazal cerrahi veya sistemik kortikosteroid kullanımı şartı aranmamıştır. Hastalar 24 hafta boyunca XOLAİR veya plasebo ile tedavi edilmiş ve bunu 4 haftalık bir takip dönemi izlemiştir.

Alerjik komorbiditeler dahil olmak üzere demografik özellikler ve çalışma başlangıcındaki hasta karakteristikleri Tablo 6’da sunulmaktadır.

Tablo 6: POLYP 1 ve 2 çalışmalarının demografik özellikleri ve çalışma başlangıcındaki karakteristikleri

Parametre

POLYP 1 (N=138)

POLYP 2 (N=127)

Ortalama yaş (yıl) (SD)

51 (13,2)

50,1 (11,9)

Erkek (%)

63,8

65,4

Önceki yıl sistemik kortikosteroid kullanımı olan hastalar (%)

18,8

26,0

Bilateral endoskopik nazal polip skoru (NPS): ortalama (SD), aralık 0–8

6,2 (1,0)

6,3 (0,9)

Nazal konjesyon skoru (NKS): ortalama (SD), aralık 0–3

2,4 (0,6)

2,3 (0,7)

Koku duyusu puanı: ortalama (SD), aralık 0–3

2,7 (0,7)

2,7 (0,7)

SNOT-22 toplam puanı: ortalama (SD), aralık 0–110

60,1 (17,7)

59,5 (19,3)

Kan eozinofilleri (hücre/µL): ortalama (SD)

346,1 (284,1)

334,6 (187,6)

Total IgE (IU/mL): ortalama (SD)

160,9 (139,6)

190,2 (200,5)

Astım (%)

53,6

60,6

└ Hafif (%)

37,8

32,5

└ Orta (%)

58,1

58,4

└ Ağır (%)

4,1

9,1

Aspirin ile tetiklenen solunum hastalıkları (%)

19,6

35,4

Alerjik rinit (%)

43,5

42,5

Kısaltmalar:

SD = standart sapma; SNOT-22 = Sino-Nazal Sonuç Testi 22 Anketi; IgE = immünoglobulin E; IU = uluslararası birimler.

Not: NPS, NKS ve SNOT-22 için daha yüksek puanlar, daha yüksek hastalık şiddetini gösterir.

Ortak birincil sonlanım noktaları, 24. haftada bilateral nazal polip skoru (NPS) ve ortalama günlük nazal konjesyon skoru (NKS) olmuştur. POLYP 1 ve 2 çalışmalarında, XOLAİR alan hastaların NPS’de 24. haftada başlangıca göre iyileşmeleri ve haftalık ortalama NKS’leri plasebo alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olmuştur. POLYP 1 ve 2 çalışmalarının sonuçları Tablo 7’de gösterilmektedir.

Tablo 7: POLYP 1, POLYP 2 ve birleştirilmiş (pooled) verilerden elde edilen klinik skorlarda 24. haftada başlangıca göre değişiklik


LS = en küçük kare; GA = güven aralığı; TNSS = Toplam nazal semptom skoru; SNOT-22 = Sino-Nazal Sonuç Testi 22 Anketi; UPSIT = Pennsylvania Üniversitesi Koku Tanımlama Testi; MID = minimum önemli fark.

Şekil: 1 POLYP 1 ve 2 çalışmalarında tedavi grubuna göre nazal konjesyon skorunda başlangıca göre ortalama değişim ve nazal polip skorunda başlangıca göre ortalama değişim

Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS) – Kurtarma tedavisi ve uzun dönem veriler

24 haftalık tedavi periyodu sırasında, kurtarma tedavisinin önceden tanımlanmış birleştirilmiş (pooled) analizinde (ardışık 3 gün sistemik kortikosteroid kullanımı veya nazal polipektomi), XOLAİR ile tedavi edilen hastalarda kurtarma tedavisi gereksinimi plaseboya kıyasla daha düşük bulunmuştur (sırasıyla %2,3 ve %6,2).

Plaseboya kıyasla XOLAİR grubunda kurtarma tedavisi alma olasılık oranı 0,38 olarak hesaplanmıştır (%95 güven aralığı: 0,10–1,49). Her iki çalışmada da sino-nazal cerrahi bildirilmemiştir.

POLYP 1 ve POLYP 2 çalışmalarına katılan NP’li KRS hastalarında XOLAİR’in uzun dönem etkililiği ve güvenliliği, açık etiketli bir uzatma çalışmasında değerlendirilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veriler, 24. haftada sağlanan klinik yararın 52. haftaya kadar sürdüğünü göstermiştir. Güvenlilik bulguları, omalizumabın bilinen güvenlilik profili ile uyumlu bulunmuştur.

Kronik İdiyopatik Ürtiker (KİÜ)

Onaylanmış dozda H1 antihistaminik tedavisine rağmen semptomları devam eden KİÜ hastalarında XOLAİR’in etkililiği ve güvenliliği, iki randomize, plasebo kontrollü Faz III çalışmada (Çalışma 1 ve 2) gösterilmiştir. Üçüncü bir çalışmada (Çalışma 3) ise, onaylanmış dozun dört katına kadar H1 antihistaminikler ve H2 antihistaminik ve/veya lökotrien reseptör antagonistlerine rağmen semptomatik kalan hastalarda XOLAİR’in güvenliliği değerlendirilmiştir.

Bu üç çalışmaya yaşları 12–75 arasında olan toplam 975 hasta dahil edilmiştir (ortalama yaş 42,3 yıl; 39 hasta 12–17 yaş, 54 hasta ≥65 yaş; 259 erkek, 716 kadın). Tüm hastalarda randomizasyondan önce en az 2 hafta antihistaminik kullanımı olmasına rağmen, son 7 gün değerlendirmesinde semptom kontrolünün yetersiz olduğu gösterilmiştir. Dahil edilme kriterleri arasında:

  • Haftalık ürtiker aktivite skoru (UAS7 ≥16, aralık 0–42),

  • Haftalık kaşıntı şiddeti skoru (≥8, aralık 0–21)

yer almıştır.

Çalışma 1 ve 2’de hastaların başlangıçtaki haftalık ortalama kaşıntı şiddeti skoru 13,7–14,5, ortalama UAS7 skoru ise sırasıyla 29,5 ve 31,7 olarak belirlenmiştir. Güvenlilik çalışması olan Çalışma 3’te başlangıçtaki ortalama kaşıntı şiddeti skoru 13,8, ortalama UAS7 skoru 31,2 olmuştur.

Hastalar, Çalışma 1 ve 2’de 24 ve 12 hafta boyunca; Çalışma 3’te ise 24 hafta süreyle her 4 haftada bir subkutan olarak 75 mg, 150 mg veya 300 mg XOLAİR ya da plasebo almıştır. Tüm çalışmaları 16 haftalık tedavisiz takip dönemi izlemiştir.

Birincil sonlanım noktası, haftalık kaşıntı şiddeti skorunda başlangıçtan 12. haftaya kadar olan değişimdir. Plasebo grubunda 3,63–5,14 puanlık azalmaya kıyasla, 300 mg omalizumab, haftalık kaşıntı şiddeti skorunda 8,55–9,77 puanlık azalma sağlamıştır (p <0,0001).

Ayrıca:

  • UAS7 ≤6 yanıt oranı: XOLAİR %52–66, plasebo %11–19 (p <0,0001)

  • Tam yanıt (UAS7 = 0): XOLAİR %34–44, plasebo %5–9 (p <0,0001)

  • Anjiyoödemsiz gün oranı (4–12. haftalar): XOLAİR %91–96,1, plasebo %88,1–89,2 (p <0,001)

  • DLQI iyileşmesi: XOLAİR 9,7–10,3 puan, plasebo 5,1–6,1 puan (p <0,001)

olarak bulunmuştur.

Tablo 8: Haftalık kaşıntı şiddeti skorunda başlangıç ile 12. hafta arasındaki değişim, çalışma 1,2 ve 3 (mITT popülasyonu*)

* Modifiye edilmiş tedavi amaçlı (mITT) popülasyon, randomize edilen ve en az bir doz çalışma ilacı alan tüm hastaları kapsamaktadır.

Kayıp verilerin hesaplanmasında BOCF (Başlangıç Gözleminin İleriye Taşınması) yöntemi kullanılmıştır.

¹ En küçük kareler (LS) ortalaması, bir ANCOVA modeli kullanılarak hesaplanmıştır. Modellemede katmanlar; başlangıç haftalık kaşıntı şiddeti skoru (<13 ve ≥13) ile başlangıç vücut ağırlığı (<80 kg ve ≥80 kg) olarak belirlenmiştir.

² p-değeri, ANCOVA t-testi kullanılarak elde edilmiştir.

Şekil 2’de, Çalışma 1’de zaman içindeki ortalama haftalık kaşıntı şiddeti skoru gösterilmektedir. Ortalama haftalık kaşıntı şiddeti skorları, 24 haftalık tedavi periyodu boyunca anlamlı şekilde azalmış olup, maksimum etki 12. hafta civarında gözlenmiş ve tedavi süresince korunmuştur. Çalışma 3’te elde edilen bulgular da bu sonuçlarla uyumludur.

Her üç çalışmada da, 16 haftalık tedavisiz takip dönemi boyunca ortalama haftalık kaşıntı şiddeti skorlarında, semptomların yeniden ortaya çıkmasıyla tutarlı olarak kademeli bir artış izlenmiştir. Takip döneminin sonunda elde edilen ortalama değerler, plasebo grubuna benzer olmakla birlikte, başlangıçtaki ortalama değerlere kıyasla daha düşük düzeylerde kalmıştır.

Şekil 2: Zaman içinde haftalık ortalama kaşıntı şiddeti skoru, çalışma 1 (mITT popülasyonu)

BOCF=ileriye taşınan başlangıçtaki gözlem; mITT=modifiye tedavi amaçlı popülasyon

24 haftalık tedaviden sonra etkililik
Tedavinin 24. haftasında gözlemlenen etkililik sonuçlarının boyutu, 12. haftada
gözlemlenenlerle benzerdir:

300 mg için, 1. ve 3. çalışmalarda, haftalık kaşıntı şiddeti skorunda başlangıca göre ortalama düşüş sırasıyla 9,8 ve 8,6, UAS7 ≤ 6 olan hastaların oranı %61,7 ve %55,6 ve tam yanıt veren hastaların oranı (UAS7=0) %48,1 ve %42,5 olmuştur (plaseboya kıyasla tümü p<0,0001). Hastaların omalizumab ile yeniden tedavisinde sınırlı klinik deneyim mevcuttur. Adölesanlar (12 ila 17 yaş) hakkındaki klinik çalışma verileri, 11’i 300 mg doz alan toplam 39 hastayı içermiştir. 300 mg için sonuçlar 12. haftada 9 hasta ve 24. haftada 6 hasta için mevcuttur ve erişkin popülasyona kıyasla omalizumab tedavisine benzer bir yanıt büyüklüğü göstermektedir. Haftalık kaşıntı şiddeti skorunda başlangıca göre ortalama değişiklik 12. haftada 8,25 ve 24. haftada 8,95 azalma göstermiştir. Yanıt veren Hafta 12 Birincil Sonlanım Noktası Plasebo Ortalama haftalık kaşıntı şiddeti skoru Hafta 23 / 32 oranları: UAS7=0 için 12. haftada %33 ve 24. haftada %67 ve UAS7<6 için 12. haftada %56 ve 24. haftada %67’dir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Omalizumabın farmakokinetiği, alerjik astımı olan erişkin ve ergen hastalarda ve nazal polipli kronik rinosinüziti olan erişkin hastalarda incelenmiştir. Omalizumabın genel farmakokinetik özellikleri bu hasta popülasyonlarında benzerdir.

Emilim

Subkutan uygulamayı takiben omalizumabın ortalama mutlak biyoyararlanımı %62’dir.

Astımlı erişkin ve ergen hastalarda tek bir subkutan dozdan sonra omalizumab yavaşça sistemik dolaşıma geçer ve maksimum serum konsantrasyonlarına 6 ila 8 gün sonra ulaşır.

Çoklu omalizumab dozlarının ardından, 0. gün ile kararlı durum serum düzeylerinin elde edildiği 14. gün arasındaki serum konsantrasyon-zaman eğrisi altında kalan alan (EAA), ilk doz sonrası değerin yaklaşık 6 katıdır.

Omalizumabın farmakokinetiği 0,5 mg/kg’ın üzerindeki dozlarda doğrusaldır.

Kronik idiyopatik ürtikeri (KİÜ) olan hastalarda her 4 haftada bir uygulanan 75 mg, 150 mg veya 300 mg dozları sonrasında, omalizumabın minimum serum konsantrasyonları dozla orantılı olarak artmıştır.

XOLAİR’in sıvı veya liyofilize formülasyonlarının uygulanması benzer omalizumab serum konsantrasyon-zaman profilleriyle sonuçlanmıştır.

Dağılım

Omalizumab in vitro olarak IgE ile sınırlı boyutta kompleksler oluşturur. İn vitro veya in vivo ortamda presipitasyon gösteren ve molekül ağırlığı bir milyon Dalton’u aşan kompleksler gözlenmemiştir.

Popülasyon farmakokinetiği analizlerine göre, omalizumabın dağılımı alerjik astımı olan hastalar ile KİÜ hastalarında benzerdir. Astım hastalarında subkutan uygulamayı takiben sanal dağılım hacmi 78 ± 32 mL/kg olarak hesaplanmıştır.

Biyotransformasyon

Omalizumab, IgG antikorlarının doğal yıkım yollarına benzer şekilde karaciğer yoluyla metabolize edilir. IgG; retiküloendotelyal sistem (RES) ve endotel hücreleri tarafından parçalanır.

Eliminasyon

Omalizumab klirensi, IgG klirens mekanizmalarına uyar. Ayrıca hedef ligandı olan IgE ile kompleks oluşturması da eliminasyon yollarından biridir. IgG’nin eliminasyonu, karaciğerde retiküloendotelyal sistem ve endotel hücrelerinde parçalanmayı içerir; değişikliğe uğramamış IgG safra yoluyla da atılabilir.

Astım hastalarında omalizumabın ortalama serum eliminasyon yarılanma ömrü yaklaşık 26 gündür. Görünen günlük klirens ortalama 2,4 ± 1,1 mL/kg olarak hesaplanmıştır. Vücut ağırlığının iki katına çıkması, sanal klirensin yaklaşık iki katına çıkmasına yol açar.

KİÜ hastalarında popülasyon farmakokinetik simülasyonlarına göre, kararlı durumda omalizumabın serum eliminasyon yarılanma ömrü ortalama 24 gündür. Vücut ağırlığı 80 kg olan bir hastada kararlı durumdaki görünür klirens yaklaşık 3 mL/kg/gün olarak hesaplanmıştır.

Doğrusallık / Doğrusal olmayan durum

Omalizumab, 0,5 mg/kg’ın üzerindeki dozlarda lineer farmakokinetik özellikler göstermektedir.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Böbrek / Karaciğer yetmezliği

Alerjik astımı veya kronik idiyopatik ürtikeri olan ve böbrek ya da karaciğer yetmezliği bulunan hastalarda farmakokinetik veya farmakodinamik veri mevcut değildir (bkz. Bölüm 4.2 ve Bölüm 4.4).

Pediyatrik popülasyon

XOLAİR’in;

  • astımlı hastalarda 6 yaşın altında,

  • nazal polipli kronik rinosinüziti olan hastalarda 18 yaşın altında,

  • KİÜ’sü olan hastalarda 12 yaşın altında

kullanımına ilişkin güvenlilik ve etkililik verileri bulunmamaktadır. Bu nedenle bu yaş gruplarında kullanımı önerilmez.

Geriyatrik popülasyon

XOLAİR’in 65 yaş üzerindeki hastalarda kullanımına ilişkin deneyim sınırlıdır. Bununla birlikte, yaşlı hastalarda dozun genç hastalardan farklı olması gerektiğini gösteren herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

Yaş, ırk / etnik köken, cinsiyet, vücut kitle indeksi

Alerjik astım ve nazal polipli kronik rinosinüzit (NP’li KRS) hastaları

Popülasyon farmakokinetik analizleri; yaş (alerjik astımda 6–76 yaş, NP’li KRS’de 18–75 yaş), ırk/etnik köken, cinsiyet veya vücut kitle indeksinin omalizumab maruziyeti üzerinde klinik açıdan anlamlı bir etkisi olmadığını ve doz ayarlamasının gerekli olmadığını göstermektedir (bkz. Bölüm 4.2).

KİÜ hastaları

Popülasyon farmakokinetik analizler; yaş (12–75 yaş), ırk/etnisite, cinsiyet, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, başlangıç IgE düzeyi, anti-FcεRI otoantikorları veya H2 antihistaminikleri ya da lökotrien reseptör antagonistleri (LTRA’lar) ile eş zamanlı kullanımın doz ayarlaması gerektirmediğini göstermektedir.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Omalizumab, cynomolgus maymunu ve insan IgE’sine benzer afinite ile bağlandığından, güvenlilik çalışmaları cynomolgus maymunlarında yürütülmüştür. Tekrarlanan subkutan veya intravenöz uygulamalar sonrasında bazı maymunlarda anti-omalizumab antikorları saptanmıştır. Bununla birlikte, immün kompleks aracılı hastalık veya komplemana bağımlı sitotoksisite gibi belirgin bir toksisite gözlenmemiştir.

Erişkin ve ergen cynomolgus maymunlarında mast hücresi degranülasyonuna bağlı sistemik anafilaksi geliştiğine dair kanıt bulunmamıştır.

250 mg/kg’a kadar (önerilen klinik dozun mg/kg bazında en az 14 katı) kronik omalizumab uygulaması, insan-dışı primatlarda iyi tolere edilmiştir. Yalnızca ergen hayvanlarda, doza ve yaşa bağlı olarak trombosit sayısında daha belirgin bir azalma gözlenmiştir.

Yetişkin cynomolgus maymunlarında trombosit sayısında %50 azalma oluşturmak için gerekli serum konsantrasyonları, beklenen maksimum klinik serum konsantrasyonlarından yaklaşık 4 ila 20 kat daha yüksektir. Ayrıca cynomolgus maymunlarında enjeksiyon bölgesinde akut kanama ve inflamasyon gözlenmiştir.

Omalizumab ile formal karsinojenisite çalışmaları yapılmamıştır.

Cynomolgus maymunlarında yürütülen üreme çalışmalarında, subkutan yolla 75 mg/kg’a kadar uygulanan dozlar (mg/kg bazında önerilen maksimum klinik dozun en az 8 katı), organogenez döneminde maternal toksisite, embriyotoksisite veya teratojeniteye yol açmamıştır. Gebeliğin geç döneminde, doğum sırasında veya emzirme döneminde kullanım, fetüs veya yenidoğanın gelişimini olumsuz etkilememiştir.

Omalizumab cynomolgus maymunlarında anne sütüne geçmiştir. Anne sütündeki omalizumab düzeyleri, maternal serum konsantrasyonunun yaklaşık %0,15’i kadardır.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

  • L-arginin hidroklorür

  • L-histidin hidroklorür

  • L-histidin

  • Polisorbat 20

  • Enjeksiyonluk su

  • Nitrojen (işlem yardımcısı olarak)

6.2. Geçimsizlikler

XOLAİR başka hiçbir tıbbi ürünle karıştırılmamalıdır.

6.3. Raf ömrü

18 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

Buzdolabında (2°C – 8°C arasında) saklanmalı ve ışıktan korumak amacıyla orijinal ambalajında muhafaza edilmelidir.

Dondurulmamalıdır.

Son kullanma tarihinden sonra kullanılmamalıdır.

Gerekli olması halinde ürün buzdolabından çıkarıldıktan sonra tekrar buzdolabına konulabilir; ancak bu işlem birden fazla kez tekrarlanmamalıdır.

Ürünün oda sıcaklığında (25°C) kaldığı toplam süre 48 saati aşmamalıdır.

Çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde saklanmalıdır.

Raf ömrü, olası sıcaklık sapmalarını da kapsayacak şekilde belirlenmiştir.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Her bir ambalaj, plastik bir kap içerisinde 1 adet kullanıma hazır dolu enjektör içermektedir.

Kullanıma hazır dolu enjektör (Tip I cam);

  • sert plastik bir muhafaza ile kaplanmış kauçuk iğne kılıfına sahip sert iğne kapağı,

  • ürünle temas eden yüzeyi floro reçine kaplı, lateks içermeyen bromobütil kauçuk piston tıpası

içermekte olup, her bir enjektörde 1 mL steril çözelti bulunmaktadır.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış ürünler veya atık materyaller, “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” hükümlerine uygun olarak imha edilmelidir.

XOLAİR 150 mg enjeksiyonluk çözelti, bireysel kullanım için tek kullanımlık çözelti içeren kullanıma hazır enjektör şeklinde sunulmaktadır.

Enjektör, oda sıcaklığına ulaşması için enjeksiyondan yaklaşık 20 dakika önce buzdolabından çıkarılmalıdır.

XOLAİR®

Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör

Kullanım Talimatı

Enjekte etmeden önce bu talimatların tamamını dikkatle okuyunuz.

Doktorunuz, XOLAİR enjeksiyonlarınızı sizin veya hastadan sorumlu kişinin evde uygulayabileceğine karar verirse; kendinize veya bir başkasına enjeksiyon yapmadan önce doktorunuz, hemşireniz veya eczacınız tarafından eğitilmeniz gerekmektedir.

Kutu, plastik bir tepsi içerisinde ayrı ayrı ambalajlanmış XOLAİR kullanıma hazır enjektör içermektedir.

XOLAİR 150 mg/mL Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör

drug_1766144479_694539dfbb9b4.png

İlaç enjekte edildikten sonra, enjektör muhafazası etkinleşerek iğneyi örtecektir. Bu, kazayla iğne batma yaralanmalarına karşı koruma amaçlıdır.


Enjeksiyonunuz için ihtiyacınız olan diğer ürünler:
• Alkollü bez.
• Pamuk topu veya gazlı bez.
• Kesici/delici atık toplama kabı.

drug_1766144518_69453a06f07ea.png

Önemli Güvenlik Bilgisi

Dikkat: Enjektörü çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde saklayınız.

  • Enjektörün iğne başlığı, bu maddeye duyarlı olan kişiler tarafından kullanılmaması gereken kuru kauçuk (lateks) içerebilir.

  • İlacı kullanmaya hazır olana kadar kapalı kutuyu açmayınız.

  • Dış kutudaki mühür veya plastik tepsinin mührü kırılmışsa, kullanımı güvenli olmayabileceğinden bu ilacı kullanmayınız.

  • Şırınga sert bir yüzeye düşürülmüşse veya iğne kapağı çıkarıldıktan sonra düşürülmüşse, enjektörü kullanmayınız.

  • Enjektörü asla başkalarının kurcalayabileceği yerlerde bırakmayınız.

  • Enjektörü çalkalamayınız.

  • Kullanmadan önce enjektör muhafazası kanatlarına dokunmamaya dikkat ediniz.

    Kanatlara dokunulması, enjektör muhafazasının çok erken etkinleşmesine neden olabilir.

  • Enjeksiyonu uygulamadan hemen öncesine kadar iğne başlığını çıkarmayınız.

  • Enjektör tek kullanımlıktır.

    Kullanılmış enjektörü kullanımdan hemen sonra kesici/delici aletler için uygun atık kabına atınız.

Enjektörün Bölümleri

  • İğne başlığı

  • Görüntüleme penceresi

  • Etiket ve son kullanma tarihi

  • Parmak kavrama noktası

  • Enjektör muhafazası kanatları

  • Piston

  • Piston başı

  • Enjektör muhafazası

XOLAİR® 150 mg/mL

Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektörün Saklanması

  • İlacı ışıktan korumak için dış kutusunda saklayınız.

  • Buzdolabında (2°C – 8°C arasında) muhafaza ediniz. DONDURMAYINIZ.

  • Enjeksiyon için hazırlanmadan önce enjektörü buzdolabından çıkarınız ve oda sıcaklığına (25°C) ulaşmasını bekleyiniz (yaklaşık 20 dakika).

    Bu süre boyunca enjektörü ışıktan korumak amacıyla kutusunda tutunuz.

  • Enjektörün, kullanımdan önce oda sıcaklığında (25°C) tutulma süresi 48 saati aşmamalıdır.

  • Enjektörü, dış kutu ve enjektör etiketinde belirtilen son kullanma tarihinden sonra kullanmayınız.

  • Son kullanma tarihi geçmişse, paketin tamamını eczaneye iade ediniz.

Enjeksiyon bölgesi

drug_1766144578_69453a42f0566.png

Enjeksiyon bölgesi, enjektörü vücutta kullanacağınız yerdir.

• Tavsiye edilen bölge uylukların önüdür. Alt karnı da kullanabilirsiniz, ancak göbeğin (göbek deliği) etrafındaki 5 santimetre alanı kullanamazsınız.

• Tam doz için birden fazla enjeksiyon yapmanız gerekiyorsa, her enjeksiyonda farklı bir enjeksiyon bölgesi seçiniz.

• Cildin hassas, çürük, kırmızı veya sert olduğu bölgelere enjekte etmeyiniz. Yara izleri veya çatlakları olan alanlardan kaçınınız.

Hastadan sorumlu bir kişi enjeksiyon yapıyorsa, dış üst kollar da kullanılabilir.

XOLAİR 150 mg/ml Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektörün kullanıma hazırlanması

Not: Doktorunuz tarafından size verilen doza bağlı olarak, bir veya daha fazla kullanıma hazır dolu enjektör hazırlamanız ve hepsinin içeriğini enjekte etmeniz gerekebilir. Aşağıdaki tabloda, belirli bir doz için her dozaj gücünden ihtiyacınız olan enjeksiyon sayısına örnekler verilmektedir:

drug_1766144757_69453af59bfcd.png

  1. Enjektörü içeren kutuyu buzdolabından çıkarınız ve açmadan önce oda sıcaklığına gelmesi için yaklaşık 20 dakika bekleyiniz.

    (Enjektörü ışıktan korumak için bu süre boyunca kutusunda tutunuz.)

  2. Enjektörü kullanmaya hazır olduğunuzda, ellerinizi su ve sabunla iyice yıkayınız.

  3. Enjeksiyon bölgesini bir alkollü bezle temizleyiniz.

  4. Plastik tepsiyi kutudan çıkarınız ve kâğıt kapağını geriye doğru soyunuz.

    Pembe enjektör muhafazasını ortasından tutarak, enjektörü tepsiden çıkarınız.

  5. Enjektörü inceleyiniz.

    • Sıvı berrak ila hafif bulutlu olmalıdır.

    • Rengi renksizden soluk kahverengimsi-sarıya kadar değişebilir.

    • Bir hava kabarcığı görülebilir; bu normaldir.

    Aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ:

    • Enjektör kırılmışsa,

    • Sıvı belirgin şekilde bulutlu veya belirgin kahverengi görünüyorsa,

    • Sıvı partikül içeriyorsa.

    Bu durumlarda paketin tamamını eczaneye iade ediniz.

  6. Enjektörü yatay tutarak, etiket üzerinde yazılı olan son kullanma tarihini kontrol etmek için görüntüleme penceresine bakınız.

    Not: Enjektör düzeneğinin iç kısmı, etiketin görüntüleme penceresinde okunabilecek şekilde döndürülebilir.

    Ürünün süresi dolmuşsa KULLANMAYINIZ. Süresi dolmuş ürünleri paketin tamamı ile birlikte eczaneye iade ediniz.

XOLAİR 150 mg/ml Enjeksiyonluk Çözelti İçeren Kullanıma Hazır Enjektör nasıl kullanılır?

İğne başlığını enjektörden dikkatlice çıkarınız. İğne başlığını atınız. İğnenin sonunda bir damla sıvı görebilirsiniz. Bu normaldir.
Enjeksiyon bölgesinde cildi parmaklarınız arasında yavaşça sıkıştırınız ve iğneyi gösterildiği gibi batırınız. İlacın tam olarak uygulanabildiğinden emin olmak için iğneyi sonuna kadar itiniz.
Enjektörü gösterildiği gibi tutunuz. Piston başlığını tamamen enjektör muhafazası kanatları arasında olacak şekilde pistonu gidebildiği kadar yavaşça bastırınız.
İğneyi enjeksiyon yerinden doğrudan ve dikkatlice çektiğiniz sırada pistonu tamamen basılı tutmaya devam ediniz.
Pistonu yavaşça serbest bırakınız ve enjektör muhafazasının açıkta kalan iğneyi otomatik olarak örtmesine izin veriniz. Enjeksiyon bölgesinde az miktarda kan olabilir. Enjeksiyon bölgesinin üzerine bir pamuk topu veya gazlı bez basabilir ve 30 saniye boyunca tutabilirsiniz. Enjeksiyon bölgesini ovalamayınız. Gerekirse enjeksiyon bölgesini küçük bir yapışkanlı bandajla kaplayabilirsiniz.

İmha talimatları

Kullanılmış enjektörü derhal kesici/delici aletler kabı (kapatılabilir, delinmeye dayanıklı kap) içinde bertaraf ediniz. Sizin ve başkalarının güvenliği ve sağlığı için, iğneler ve kullanılmış enjektörler asla tekrar kullanılmamalıdır. Kullanılmayan herhangi bir tıbbi ürün veya atık malzeme yerel gerekliliklere uygun olarak imha edilmelidir. Herhangi bir ilacı atık su veya evsel atıklarla atmayınız. Artık kullanmadığınız ilaçları nasıl atacağınızı eczacınıza sorunuz. Bu önlemler çevrenin korunmasına yardımcı olacaktır.

7. RUHSAT SAHİBİ
Novartis Sağlık, Gıda ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
Kavacık/Beykoz/İstanbul
1. RUHSAT NUMARASI
2017/941
9. İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ:
İlk ruhsat tarihi: 19.12.2017
Ruhsat yenileme tarihi: -
10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ: 

Son güncelleme: 2026-07-23 05:22:58